Şirketler bazen dünyanın her yerinde ana kimliğini ve marka bütünlüğünü (corporate identity) koruyabilmek için farklı ülkelerde aynı pazarlama taktiklerine ve reklam sloganlarına başvururlar. Tabi her ülkenin kendine has bir dili, kültürü ve gelenekleri olduğu içinde, her ülkede aynı sloganı ya da pazarlama taktiklerini kullanmak biraz zor olsa gerek.
McDonald’s her ülkede kendi imajını istediği gibi koruyabilen ender markalardan biri. Yaklaşık 4-5 yıl önce başlatılan ‘I’m lovin’ it’ adlı reklam kampanyasını bilmeyen yoktur sanırım; her dilde hafif gramer oynamalarıyla ’işte bunu seviyorum’ sloganını insanların dillerine yerleştirebildiler.
Geçenlerde, malum sıcaklar, annem ve kardeşim ile gecenin bir saatinde milkshake almaya McDonalds’a gittik. Verdikleri milkshake içecek kutularında halen aynı slogan ‘İşte bunu seviyorum’u görünce anladım ki McDonald’s uluslararası sağlam bir kampanyaya el atmış. İngiltere’de de 3 hafta öncesine kadar halen aynı reklam kampanyası sürüyordu. Her ne kadar İngilizler Amerikalıları pek sevmesede ve anti-McDonald’s kampanyaları başlatsalarda McDonald’s oradada diğer ülkelerdeki gibi uluslararası kampanyasıyla başarılı olmuşa benziyor.
Tabi her marka uluslararası kampanyalarda McDonald’s gibi başarılı olamıyor. Geçenlerde okuduğum bir makalede öğrendim ki Pepsi de bir zamanlar Tayvan’da uluslararası reklam kampanyalarından birini uygularken büyük bir hata yaparak başarısız olmuş. ‘Come alive with the Pepsi generation’ (Pepsi ile canlan) sloganının Çince’de ‘Pepsi atalarınızı yeniden diriltecek!’ olarak yanlış çevrilmesiyle Pepsi doğal olarak Tayvan’da trajikomik bir krizin kurbanı olmuş. Sanırım Pepsi bundan ders almış olacak ki artık her ülkeye kendine özel reklam kampanyalar yapmasını biliyor (örn: Pepsi Max – Aysun Kayacı reklamı).
This website is also available in 
Bu yazı için 0 Yorum yapılmış