20 Temmuz 2007,
15:26.
Reklam.
Tüm dünya basınının merakla beklediği Pazar günü yapılacak olan seçime sayılı saatler kala partilerin reklam savaşı durmak bilmiyor. Otobüslerde, binalarda, trafikte, yazılı basında ve TVde gördüğümüz bu reklam harcamalarının haddi hesabı sanırım yok. Etrafımız adeta reklam çöplüğüyle doldu taştı.
Açlık, işsizlik, terör ve eğitim gibi konularda bir çok sorunu olan bu ülkede 2007 seçimleri için yapılan reklam harcamalarının faturasını gerçekten çok merak ediyorum.
Dip Not: Ruhat Mengi de dünkü yazısında seçimin Türkiye’ye faturasının tam tamına 15 milyar YTL olduğunu vurguluyor.
Şirketler bazen dünyanın her yerinde ana kimliğini ve marka bütünlüğünü (corporate identity) koruyabilmek için farklı ülkelerde aynı pazarlama taktiklerine ve reklam sloganlarına başvururlar. Tabi her ülkenin kendine has bir dili, kültürü ve gelenekleri olduğu içinde, her ülkede aynı sloganı ya da pazarlama taktiklerini kullanmak biraz zor olsa gerek.
McDonald’s her ülkede kendi imajını istediği gibi koruyabilen ender markalardan biri. Yaklaşık 4-5 yıl önce başlatılan ‘I’m lovin’ it’ adlı reklam kampanyasını bilmeyen yoktur sanırım; her dilde hafif gramer oynamalarıyla ’işte bunu seviyorum’ sloganını insanların dillerine yerleştirebildiler.
Yazının devamı »